Kayıtlar

Masumiyet Rüzgarı

Rüzgar ruhum okşadı bu gece. Bilmem nereden geldi bu bilmece  Aklımın en ücra köşesinde bir hece  Kalbimse senle gün, senle gece. Seviyoruz dünyayı. Bir çocuk gülüşü, bir masum bakış misali içimizi ısıtan zaman dilimlerinden oluşuyor hayat. Her şeye rağmen umut edebilmek istiyoruz. Her şeye rağmen ayakta kalabilmek.Güneşten kaçmamak, yağmurda yıkanmak, kar ile kirli her şeyin üzeri kapansın istiyoruz. Korkuyoruz. Biliyoruz ki. Kimse bir başkasının gördüğü gibi göremiyor dünyayı. Aynı olaya milyonlarca farklı tepki verebiliyoruz. Yine de şükrediyoruz. Bizi farklı kılan ama bir arada tutan tüm bu güzelliklere binlerce teşekkürler.

Bekleyiş

Kızıl ışıklar altında,  başımın altında parka,  fikrimde sen,  gecemde sen,   günümde sen,   uykumda sen,   uyanışım da sen,   içim üşüyor keşke gelsen... 

Kırgı-Kırık

Göklere çıkarılıp yüceltilecekken kalplerimiz,yerlerde sürüklenmelerine izin verdiğimiz için bu haldeyiz. Kalp tüm güzelliklere hasret, Şefkate muhtaç iken, Bir dilim sevgi için Değer miydi bu kadar yıpranması. Zihnimin içinde konuşan iki kişi biri kırıklarını topla görmesin kimse diyen, diğeri kırıklarını göstermeden iyileşemezsin, yardım etmezler diyor. İnsanlar kırıklara,kırgınlıklara iyi gelmez diyorum, açık yaraya tuz basmak isteyen vahşi yaratıklardır. Merhamet sende. Şefkat sende. Sevgi sende. Seni senden iyi saracak kimse yok. Yalnız atlattığın günleri unutma gençliğim.

Haklı Yorgunluk

‘’Elimi uzatsam tutamasam Olanca sevgimi yalnızlığımı Düşünsem hayır düşünmesem Senin hiç haberin olmasa Senin hiç haberin olmaz ki Başlar biter kendi kendine o türkü’’                                                           GÜLTEN AKIN Biri gittiğinde neden eksik hissederiz ya da elinden bebeği alınmış bir çocuk gibi mız mızlanırız. Nedendir öfkemiz,nedendir kustuklarımız etrafa? Kim biliyor sebebini,kim çözecek bu işi şimdi.Neden bu kadar yıkık ya da eksik hissediyoruz.Tüm maneviyatımızı ,benliğimizi birine mi adamıştık, yoksa onu sahiplenme miydi?.Sahiplenme,ne kaba bir tabir ama.Şu dünyada hiçbir şeye tam anlamıyla sahip olamazken,hiçbir yerin hiç kimsenin gitmesini engelleyemezken avuçlarımızdan,yanıbaşımızdan.Neden ki bu denli öfke ,neden bu denli hıçkırıklar.Bilinmezliğin ,kaybolmuşluğun bir günümü   daha yitirip götü...

Arsız Kelebekler

Günaydınnnn Ne kadar da içini ısıtan bir kelime değil mi insanın.Sabahın tüm enerjisini içine sığdırmaya çalışan bir kelime.İşte yine oldu.Güneşi yakalamaya çalışırken senin gözlerine yakalandım.İçimi ısıtan ,gülüşüme sebep olan sen .Ne de güzel geldin.Hoşgeldin.

Sevdaniye

En güzel günlerimin üç mel'un adamı var: Biri sensin, biri o, biri ötekisi.. Görsem seni yine seni Beklesem seni yine seni Sevsem seni yine seni Öpsem seni yine seni. Ne gördük Ne bekledik Ne sevdik Ne öpebildik Öylece sürüp gitti hayat Ve Biz Sadece bakakaldık…

Tümevarım mı,tümdengelim mi?

"Dün sabaha karşı,kendimle konuştum, Ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı, Onu vurmaya gittim,kendimle vuruştum”.                                                                    ÖZDEMİR ASAF Hayatı tekrardan sorguladığımız bir dönemdeyim yine.Sevmelerin,ilişkilerin,aile bağlarının insan hayatı için gerekleri konusunda düşünmekteyim.Sahi neydi bizi bu denli bir şeylere bağlı kılan neydi bu uğruna ömrümüzü adadığımız gereklilik zincirleri ya da bize zincir gibi görünen aslında bir belirsizlik ardalanması diye adlandırabileceğimiz bir hiçlik öyküsü.Kim ne der bilmiyorum ama ben bu konuda baş olarak iki farklı fikir yapısı olduğuna inanıyorum.Biri benden tüme diğeri tümden bene ulaşan fikir yapısı.Şimdi bunlar ne diyeceksiniz hemen açıklayayım.Benden tüme fikir yapısı ana öge...